
Prof. Dr. AyÅŸe Nur YÜCEYAR
Nöroloji Uzmanı

Prof. Dr. AyÅŸe Nur Yüceyar Kimdir?
İzmir Bornova Anadolu Lisesi'nde ortaokul ve lise eÄŸitimimi tamamladım. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 1990 yılında mezun oldum. Narlıdere EÄŸitim AraÅŸtırma SaÄŸlık Grup BaÅŸkanlığı SaÄŸlık Ocağında ve Bostanlı SaÄŸlık Ocağında mecburi hizmet ardından 1991 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalında uzmanlık eÄŸitimime baÅŸladım.
1997 yılında uzmanlığımı aldıktan sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’nın Multiple Skleroz ve Demyelinizan Hastalıklar ve Nöromusküler Hastalıklar özel birimlerinde ve Kas Histopatoloji laboratuvarında Prof. Dr. AyÅŸe SaÄŸduyu Kocaman ve Prof. Dr. Hatice Karasoy ile birlikte çalıştım.
2003 yılında Doçent, 2007 yılında Profesör ünvanlarını aldım. Halen MS ve Demyelinizan Hastalıklar Ünitesi, Nöromusküler Hastalıklar Ünitesinde ve Genel Nöroloji Yataklı Servisinde sorumlu hekim statüsünde çalışmaktayım. Türk Nöroloji DerneÄŸi Multiple Skleroz, Nöromusküler Hastalıklar, Nöroimmünoloji, YaÅŸam Kalitesi, Teletıp ve Nöronutrisyon Çalışma gruplarının üyesiyim. Bilimsel çalışmalarımı nöroimmunoloji, multiple skleroz, nöromyelitis optica, demyelinizan hastalıklar, myastenia gravis, nöromusküler hastalıklar alanında sürdürmekteyim. Bugüne kadar ulusal ve uluslarası SCI, SCI Expanded tarafından taranan dergilerde yayınlanmış çok sayıda yayınım ve ulusal, uluslararası kongrelerde sunulmuÅŸ çok sayıda bildirilerim bulunmaktadır.
Uzmanlık Alanlarım
Multipl Skleroz
Beyin, omurilikten oluÅŸan merkezi sinir sistemini etkileyen bağışıklık sisteminin yanlış çalışmasına baÄŸlı oluÅŸan bir hastalıktır. Sinir iletimini saÄŸlayan miyelin tabakası, sinir lifi, sinir hücresi etkilenir. En sıklıkla 20-40 yaÅŸ aralığında genç eriÅŸkinlerde görülür. Çocukluk çağında da baÅŸlangıç gösterebilir. 18 yaÅŸ altında ilk semptomun verebilir. 10 yaÅŸ altı ve 60 yaÅŸ üstünde baÅŸlaması oldukça nadirdir.
Merkezi sinir sisteminin farklı yerlerinin etkilemesine baÄŸlı olarak farklı bulgular verebilir. ÖrneÄŸin görme sinirinin etkilenmesi ile bir gözde bulanık görme, denge sistemlerinin etkilenmesi ile dengesizlik, duysal ve motor sistemin etkilenmesi ile kol, bacak ve vücutta uyuÅŸmalar, kollarda bacaklarda güçsüzlük, omuriliÄŸin etkilenmesi ile yürüme güçlüÄŸü, bacak ve gövdede uyuÅŸmalar, idrar kaçırma idrar yapamama ÅŸeklinde yakınmalar, biliÅŸsel iÅŸlevlerde bozukluklar, aşırı yorgunluk görülebilir. Tanı klinik öykü, radyolojik (MRG) inceleme ve beyin omurilik sıvısının incelenmesi ile konulur. Erken tanı ve erken etkin tedavinin önemi anlaşılmıştır. Son 20 yılda MS’de engelliÄŸi önleyici tedavilerin geliÅŸimi ile bugün MS tedavi edilebilir, kontrol altına alınabilir bir hastalıktır.
Nörolojik Otoimmun (Bağışıklık Sistemi ile ilgili) Hastalıklar
Otoimmün hastalıklar, vücudun kendine karşı bağışıklık yanıtı oluÅŸturduÄŸu, kiÅŸinin bağışıklık sisteminin yanlış bir ÅŸekilde kendi vücuduna saldırdığı hastalıklardır. Bağışıklık sisteminin yabancı hücre ve vücut doku hücresi ayrımını yapmasını saÄŸlayan çeÅŸitli mekanizmaları vardır. Bu mekanizmalarda oluÅŸan bozukluk; bağışıklık sisteminin vücut hücrelerini yabancıymış gibi algılamasına yol açar. Zarar gören hücre tiplerinin bulunduÄŸu organlarda tahribat oluÅŸur. Bazı otoimmün hastalıklarda sadece tek organ hasar görebilirken bazı hastalıklarda ise çoklu organ etkilenmesi görülebilir.
Merkezi sinir sisteminin otoimmun hastalıkları arasında multipl skleroz, paraneoplastik hastalıklar (kanser birlikteliÄŸinde görülen), otoimmun ansefalit, nöromyelitis optica spektrum hastalıkları, MOG antikoru ile iliÅŸkili hastalıklar sayılabilir. Periferik (Çevresel) sinir, kas, kas-sinir kavÅŸak sisteminin otoimmun hastalıkları arasında Guillain-Barre Sendromu, kronik inflamatuar demyelinizan polinöropati (CIDP), multifokal motor nöropati ve myastenia gravis, polimiyozit, dermatomiyozit,vb sayılabilir. Ortak tedavi stratejisi bağışıklık yanıtını düzenlemek olmasına karşın her birinin farklı tedavi yaklaşımları vardır.
Myastenia Gravis
Vücudumuzun kas sinir kavÅŸak bölümünü etkileyen bağışıklık sisteminin yanlış çalışması sonucunu ortaya çıkan bir hastalıktır. Sinir iletiminin kaslara ulaÅŸması ve kasılması ile sonuçlanan süreçte önemli olan bir alıcı sistem (asetil kolin maddesinin baÄŸlandığı alıcı sistem) ve bu alıcıların iÅŸlevini yapmasında etkili bölgelere karşı (muscle spesifik kinaz,vb) bağışıklık sisteminin yanlış bir saldırısı sonucu oluÅŸur. Her yaÅŸta görülebilir. Kadınlarda 20-40 yaÅŸ aralığında fazla iken, erkeklerde 50 yaÅŸ üzerinde daha sıktır.
Kol bacak, boyun, yutma çiÄŸneme, solunum, göz kapağı, yüz kaslarını etkileyerek göz kapağında düÅŸüklük (pitoz), çift görme (diplopi) yutma, çiÄŸneme, solunum güçlüÄŸü, kol ve bacaklarda güçsüzlük ve en belirgin olarak gün içinde fiziksel aktivite ile artan ve dinlenmekle düzelen yorgunluk gösterir. Tanı klinik öykü, klinik bakı EMG ve serumda antikor testi sonucunda konulabilir. Timus bezi radyolojik olarak incelenmelidir. Asetil kolin maddesinin ortamda fazla bulunmasını saÄŸlayıcı ilaçlar ve kortizon tedavide yanıt saÄŸlanır. Uzun süreli tedavide kortizon yanı sıra günümüzde de artan sıklıkla pek çok bağışıklık düzenleyici tedavi bulunmaktadır.
Nöromyelitis Optica Spektrum Hastalıkları (NMO)
Nöromiyelitis optika (NMO), özellikle optik sinir (görme siniri) ve omuriliÄŸin yangısal lezyonu ile karakterize bağışıklık sisteminin bir hastalığıdır. Yineleyici bir seyir gösterir. Omurilik etkilenmesi (miyelit) ile günler içinde ortaya çıkan bacaklarda güçsüzlük, uyuÅŸma, yürümede zorluk ve mesane kontrolünde güçlük, idrar kaçırma veya yapamama ÅŸeklinde yakınmalar oluÅŸur. Görme siniri etkilenmesi ile (optik nörit) yine günler içinde tek veya her iki gözde belirgin görme bulanıklığı, görmede ciddi kayıp ortaya çıkar. Optik nörit ve miyelit aynı anda veya art arda ortaya çıkabilir. Multipl Skleroz (MS) ile klinik ve radyolojik açıdan benzerlikler gösteren NMO, uzun yıllar MS’in bir farklı çeÅŸidi olarak kabul edilmiÅŸtir. 2004 yılında hastaların serumunda bulunan antikorların aquaporin-4 su kanalı moleküllerine karşı oluÅŸtuÄŸu bulunmuÅŸ ve böylece MS’den farklılığı ortaya konulmuÅŸtur. Su kanalları açısından zengin bölgeler tutulabilir ve ataklarda hastalarda açıklanamayan bulantı kusma hıçkırık ÅŸeklinde yakınmalar da görülebilir. Nöromyelitis Optika Spektrum hastalarının bir kısmında su kanalları (aquaporin- 4) ‘e karşı antikor saptanırken bir grup hastada antikor saptanamayabilir. Yine serumda saptanan Myelin Oligodendrosit Glikoproteine (MOG)’e karşı antikor bu hastalarda araÅŸtırılabilir. Ataklar ciddi sekel bırakabildiÄŸinden erken tanınması ve erken atak koruyucu tedavi önemlidir. Atak tedavisi MS atağı tedavisine ile benzer olmasına karşın, atak koruyucu tedavi MS tedavisinden çok farklıdır. Bu nedenle MS’den mutlaka ayrılması gerekir. Atak koruyucu tedavi yanı sıra yakınmalara yönelik tedavi ve rehabilitasyon, yaÅŸam kalitesini arttırmak için mutlaka iyi planlanmalıdır.
Kas Hastalıkları (Miyopatiler)
Kasların esas olarak etkilendiÄŸi hastalıklardır. Kaslarımız birçok sistemlerin ( merkezi sinir sistemi, periferik sinir sistemi, motor nöron) bozukluÄŸunda etkilenir. Ancak kas hastalıklarında kasların yapısında ve iÅŸlevlerinde esas olarak bozukluk bulunur. Kas hastalıkları çok geniÅŸ bir hastalık grubunu içerir. Çocukluk çağından geç eriÅŸkin döneme kadar baÅŸlangıç gösterebilir.
Çok çeÅŸitli yakınmalar oluÅŸturabilir. Kol ve bacaklarda güçsüzlük, kol ve bacaklarda aÄŸrı, kramp, aşırı yorulma, göz kapağında düÅŸüklük, ağır egzersiz sonrası geçici güçsüzlük ve kramplar, kaslarda gevÅŸeme bozuklukları(miyotoni) kaslarda erime veya kaslarda aşırı artma olabilir. Tanıda klinik öykü, klinik bakı, serum kas enzimleri (CK,CK-MB), biyokimyasal metabolik testler, kas MRG yardımcıdır. Kas biyopsisi pek çok hastalıkta tanı koydurucudur, tanıya yönlendiricidir. Günümüzde tanıda genetik testlerin önemi gittikçe artmaktadır. Kas hastalıklarının bir kısmı tedavi edilebilir. Bunlar genellikle edinsel (sonradan kazanılmış) kas hastalıklarıdır. Genetik kas hastalıklarının bir kısmında da yeni tedavi olanakları doÄŸmuÅŸtur.
Edinsel Kas Hastalıkları (Polimiyozit/Dermatomiyozit ve diğerleri)
Genetik ve doÄŸuÅŸtan deÄŸil, sonradan kazanılmış kas hastalıklarıdır. Polimiyozit/Dermatomiyozit bağışıklık sisteminin yanlış çalıştığı otoimmun hastalıklardandır. Kaslarda aÄŸrılı güçsüzlük, merdiven çıkmada güçlük, kollarını kaldırmada güçlük, yutma güçlüÄŸü yüz kaslarında güçsüzlük görülebilir. Kalıtsal hastalıklara kıyasla kısa zamanda(haftalar-aylar) belirtiler eklenir. Dermatomiyozit’de deri bulguları mevcuttur. Eklem yerlerinde parlak pembe deri deÄŸiÅŸiklikleri, göz kapaklarında hafif morluk, yanak ve boyunda kızarıklık görülebilir. Tanıda klinik öykü, serum CK deÄŸerleri, EMG, kas MRG deÄŸerlidir. Tanı kas biyopsisi ile konulur. Tedavide baÅŸta kortizon olmak üzere bağışıklık düzenleyici tedaviler kullanılır. Dermatomiyozit özellikle eriÅŸkinlerde bir kanser ile birlikte olabildiÄŸi için bu yönde aralıklı tarama gerekir. Fizyoterapi de tedavinin önemli bir parçasıdır.
Sistemik hastalıkların ( baÄŸ doku hastalıkları) endokrin hastalıkların (hipertiroiidi –hipotiroidi) bir kısmında ve ilaç kullanımına baÄŸlı (kolesterol düÅŸürücü ajanlar, kolÅŸisin,
vb ) da edinsel kas hastalıkları görülebilir.
Genetik (Kalıtsal) Kas Hastalıkları
Genetik kodlama ile genlerdeki bozukluÄŸun kuÅŸaklara aktarıldığı hastalıklardır. Genetik kas hastalıkları grubunda musküler distrofiler , kas iyon kanalı hastalıkları, metabolik miyopatiler, konjenital miyopatiler bulunmaktadır.
Musküler distrofiler oldukça geniÅŸ bir hastalık grubudur. Yıllar içinde geliÅŸen, yavaÅŸ seyirli ve ilerleyici bir hastalıktır. Kollarda bacaklarda güçsüzlük, sık düÅŸmeler, merdiven çıkmada, oturduÄŸu yerden kalkmada, kollarını kaldırmada güçsüzlük, yutma güçlüÄŸü, yüz kaslarında güçsüzlük genellikle çoÄŸuna eÅŸlik eder. Konjenital (doÄŸumsal) çocukluk, ergenlik ve eriÅŸkin dönemde yakınmalar belirmeye baÅŸlayabilir. Duchenne Musküler Distrofi (DMD), Becker Musküler Distrofi (BMD), Ektremite KavÅŸak Tipi Musküler Distrofi (LGMD), Okulofaringiyal Musküler Distrofi (OFMD), Myotonik Musküler Distrofi (MMD), Fasiyoskapulohumeral Musküler Distrofi (FSHMD), musküler distrofiler içinde sayılabilir.
Kas iyon kanalı hastalıklarında (miyotoni konjenita ve periodik paraliziler) sırasıyla kas gevÅŸeme bozukluÄŸu (miyotoni) ve güçsüzlük atakları görülür.
Metabolik miyopatiler içinde glukoz ve lipid metabolizma bozuklukları ve mitokondriyal bozukluklar sayılabilir. Bu hastalıklarda kas güçsüzlüÄŸü, egzersiz ile yorulma ve solunum güçlüÄŸü görülebilir. Tanıda kas biyopsisi, özel biyokimyasal ve genetik incelemeler gereklidir. Bu grup içinde glikojen depo hastalığı olan Pompe hastalığında eksik olan alfa glukozidaz adlı enzimin hastaya verilmesi ile kas gücü ve solunum kaslarında kısmi düzelme ve yaÅŸam kalitesinde artış saÄŸlanabilmektedir.
Motor Nöron Hastalığı, Amiyotrofik Lateral Skleroz (ALS)
Omurilikte ikinci motor nöron olarak adlandırdığımız ön boynuz hücreleri ile birlikte beyinde birinci motor nöronların hastalığıdır. Bu motor nöronlar yavaÅŸ ve ilerleyici ÅŸekilde hasara uÄŸrar. Nedeni tam olarak ortaya konulmamıştır. Nöromusküler hastalıklar içinde etkin tedavi arayışlarında en çok araÅŸtırma yapılan hastalıklar içindedir.
ALS’nin en önemli belirtisi, kaslarda güçsüzlük ve erimedir. Bu güçsüzlük bir el veya bir ayakta baÅŸlayabilir, giderek artar ve diÄŸer kasları etkileyerek yaygınlaşır. ALS bazen konuÅŸma güçlüÄŸü ile baÅŸlayabilir, daha sonra yutma güçlüÄŸü, zaman içinde de kol ve bacaklarda güçsüzlük eklenir. ALS hastalarında sıklıkla seÄŸirme ve aÄŸrılı kramplar görülür. SeÄŸirme ya da fasikülasyon, deri altında göz seÄŸirmesi gibi küçük kıpırdanmalardır. Tanıyı koymaya yardım eden en önemli laboratuvar incelemesi elektromiyografidir (EMG). Hastalık kiÅŸiden kiÅŸiye farklı seyredebilir. Bazı ALS hastalarında hastalık çok daha yavaÅŸ (on yıllar) ilerleyebilir.
Migren ve Diğer Baş Ağrıları
Toplumda en sık görülen yakınmalarının başında gelen baÅŸ aÄŸrıları iÅŸ gücü kaybı oluÅŸturan ve yaÅŸam kalitesini etkileyen önemli bir saÄŸlık sorunudur. Tüm baÅŸ aÄŸrılarının %90’ını ise migren ve gerilim tipi baÅŸ aÄŸrıları oluÅŸturur.
Migren, gerilim tipi baÅŸ aÄŸrısı ve küme baÅŸ aÄŸrısı baÅŸka bir hastalıkla iliÅŸkisi olmayan baÅŸlı başına birincil (primer) baÅŸ aÄŸrılarıdır.
Sinüzit, beyin tümörü, beyin tıkanıklığı, menenjit, göz hastalıkları gibi diÄŸer nedenlere baÄŸlı olan baÅŸ aÄŸrıları ikincil (sekonder) baÅŸ aÄŸrılarıdır.
Migren baÅŸ aÄŸrısında genelde aÄŸrı başın tek tarafındadır, zonklayıcıdır, atak halinde gelir, bulantı-kusma eÅŸlik edebilir, 4 -72 saat sürer, baÅŸ hareketleri veya fiziksel aktivite ile artar, ışık ve ses rahatsız eder. %10 olguda görülen ön belirti görülür. Auralı migren olarak adlandırılan bu migren tipinde aÄŸrı baÅŸlamadan önce yaklaşık 20-30 dakika süreli görme alanının bir bölgesinde parlak ışıklar, zigzag çizgiler veya görme defekti, bulanıklık tanımlanır. Ayrıca kol ve bacaklarda uyuÅŸma, baÅŸ dönmesi, konuÅŸma ile ilgili yakınmalar da eÅŸlik edebilir. Ardından aÄŸrı baÅŸlar.
Uluslararası BaÅŸ AÄŸrısı DerneÄŸi baÅŸ aÄŸrılarını ana grup ve yüzlerce alt gruba ayırmıştır. Detaylı baÅŸ aÄŸrısı öyküsü bu tanıda çok önemlidir.
Toplumda çok sık görülen migrenin tam nedeni bilinmemektedir. Genetik yatkın bireylerde çevresel faktörlerin etkisiyle beyinde ataklar halinde oluÅŸan aktivasyon damar geniÅŸlemesine yol açıp, açığa çıkan kimyasalların etkisiyle sinirler uyarılarak aÄŸrı oluÅŸur.
Migrenin çocukluk çağında görülme oranı %3-5 kadardır. Ergenlikle görülme oranı artar. Kadınlarda sık görülmesine karşın hormonal nedenle menapozla ataklar azalır. Hava basıncı, sıcaklık nem deÄŸiÅŸiklikleri, lodos, açlık, çok ya da az uyuma, hormonal deÄŸiÅŸiklikler (adet zamanları), hava kirliliÄŸi, parfüm kokuları, doÄŸum kontrol hapları, bazı yiyecek ve içecekler atakları tetikleyebilir.
Migren tedavi yaklaşımı tetikleyici faktörlerin belirlenerek önlenmesi ataktan koruyucu ve atak tedavisini içerir. KiÅŸinin saÄŸlıklı yaÅŸam prensiplerini edinmesi; düzenli beslenme, düzenli uyku ve düzenli egzersiz önemlidir. Toplumun büyük bölümünü etkileyen ve iÅŸ gücü kaybı oluÅŸturan migrene yönelik son yıllarda yeni moleküller (Calcitonin gene-related peptide (CGRP)e karşı geliÅŸtirilen büyük ve küçük moleküller ) ile yapılan çalışmalar olumlu sonuçlar vermiÅŸ ve saÄŸlık otoritelerince kullanımı onaylanmıştır.
Vertigo-BaÅŸ Dönmesi
Vertigo, kiÅŸinin kendinin veya çevresinin dönme algısıdır. Bir yakınmadır. Tek başına bir hastalık tanısı deÄŸildir. Pek çok nedene baÄŸlı olabilir.
Latincede “Verto” kelimesinden gelmektedir. Verto dönme, dönücü hareket anlamındadır. Toplumda karşılaşılan en sık nörolojik yakınmalardan biridir. BaÅŸta sersemlik hissi de (dizziness) bazen yanlışlıkla baÅŸ dönmesi olarak hasta tarafından aktarılır.
KiÅŸinin kendisinin veya çevresinin dönme algısı ile birlikte bulantı kusma, kulaklarda çınlama, uÄŸultu, iÅŸitme kaybı gibi yakınmalar da eÅŸlik edebilir.
Vertigonun santral (beynin denge ile ilgili çekirdekleri olan vestibüler çekirdekleri ve baÄŸlantılarına ait) veya periferik (iç kulakta denge ile ilgili bölümlere ait) olduÄŸunu ortaya koymak tedavi yaklaşımı açısından çok önemlidir.
Hastadan alınan ayrıntılı öykü, özel manevraları içeren nörolojik bakı yanısıra özellikle beyin sapı ve beyinciÄŸi iyi deÄŸerlendiren manyetik rezonans görüntüleme (MRG) , pür ton odiometri, kalorik testler, elektronistagmografi, dinamik posturografi, elektrokohleografi, temporal kemik BT tanıda önemlidir. Ani baÅŸlangıç, öyküde benzer atakların olmaması, beyin sapı bulgularının (çift görme, yutma güçlüÄŸü vb) olması beyin sapı tıkanıklığının bir bulgusu olabilir ve acil nörolojik yaklaşım gerektirir. Öyküde benzer atakların olması, pozisyonla ortaya çıkması toplumda sık karşılaşılan benign paroksismal pozisyonel vertigo ( iyi huylu, tekrarlayan pozisyonla ortaya çıkan baÅŸ dönmesi) tanısını akla getirir.
Santral yani beyne ait vertigo nedenleri içinde beyin sapı ve serebellar damar tıkanıklıkları, akustik nörinom, serebellopontin köÅŸe tümörleri ve multiple skleroz sayılabilir. Vertiginöz migren, Meniere hastalığı, vestibüler nöritis farklı tedavi yaklaşımları olan diÄŸer vertigo nedenleridir.
Huzursuz Bacaklar Sendromu
Toplumda normal bireylerde % 3-15 oranında görülen oldukça sık bir hastalıktır. Tek bir hastalık adı deÄŸildir. Huzursuz bacaklar sendromu birçok hastalık sonucu oluÅŸabilir. Bazı hastalıklarda topluma göre oran artar. ÖrneÄŸin Multipl Skleroz’da topluma göre 3-4 kat fazladır. MS’li bireylerde yaklaşık %13,3- 65 arasında saptanabilir. Kol ve bacaklarda huzursuzluk hissi, bu hislerin hareketsiz iken ( örneÄŸin otururken veya yatakta ) ortaya çıkması ve hareketle ( yürümek veya yatakta bacakları hareket ettirmek ) rahatlaması ile karakterizedir. Günün ilerleyen saatlerinde ortaya çıkar veya daha belirgin hale gelir. Tanıda öykü çok deÄŸerlidir. Önce bacaklarda baÅŸlar ardından kollara yayılır. Bacaklardaki yakınmalar genellikle her iki bacakta aynı düzeydedir, bazen bir bacakta daha belirgindir ama tek bacakta olmaz. Bu nedenle de huzursuz bacak deÄŸil huzursuz bacaklar sendromu olarak adlandırılır. İleri yıllarda yakınmalara kollar da katılabilir. Huzursuz bacaklar sendromunun tanısında öykü çok önemlidir. Neden olabilecek hastalıkların ortaya konulmasına yönelik ileri görüntüleme ve kan tetkikleri gerekir. Tedavisi farmakolojik ve farmakolojik olmayan tedavi yaklaşımlarını içerir.
Demans ve Alzheimer Hastalığı
Demans genel anlamı ile Latincede edinilmiÅŸ kazanılmış zihnin, belleÄŸin sonradan yitirilmesi anlamına gelmektedir. Demansın birçok nedenleri bulunmaktadır. Primer ve sekonder nedenler olarak sınıflandırılır.
Alzheimer hastalığı en sık primer (birincil) demans nedenidir. Beyinde zararlı madde birikiminin beyin hücreleri arasında baÄŸlantılara (nöral aÄŸ) zarar vererek yeti kaybına yol açan sıklıkla ilerleyici kalıcı dejeneratif beyin hastalığıdır. Alzheimer Alzheimer Alois tarafından ilk tanımlanmıştır.Yapılan çalışmalarda 65-70 yaÅŸları arasında %4-5 iken her 5 yılda bir katlanarak artarak 90’lı yaÅŸlarda %50 ye ulaÅŸtığı ortaya konulmuÅŸtur.
Alzheimer hastalığı dışında baÅŸlıca demans nedenleri arasında Lewy Cisimcikli Demans (LCD), frontotemporal demans (FTD) ve vasküler demans gelmektedir. Sekonder (ikincil) nedenler genellikle beynin diÄŸer hastalıklarında veya tüm sistemi tutan hastalıkların yansıması ÅŸeklinde görülür. Bu hastalıklar tespit edildiÄŸi takdirde tedavi ÅŸansı mevcuttur. ÖrneÄŸin depresif demans, otoimmun ansefalit, normal basınçlı hidrosefali gibi hastalıklar uygun tedaviyle tam olarak düzelebilirler.
Demans; kiÅŸinin iÅŸinde veya yaÅŸam aktivitelerinde iÅŸlevselliÄŸin azalması, önceki düzeylere göre düÅŸmesi, biliÅŸsel zihinsel iÅŸlevlerde azalma yaÅŸaması ve bu kaybın hasta ve yakınından alınan öykü ve hekimin muayene ve nöropsikolojik testlerle gösterilmesi, deliryum (billinç bulanklığı) veya ağır bir psikyatrik hastalıkla bu kaybın açıklanamaması durumunda düÅŸünülür.
BiliÅŸsel iÅŸlevler (kognisyon) düÅŸünme, hafıza, algı, dikkat, farkındalık, öÄŸrenme, karar verme, dili kullanma, problem çözme, yargılama gibi zihinsel süreçleri içerir. Demans tanısı için zihinsel ve davranışsal bozulmanın en az iki alanı kapsaması gerekir. Hafızanın bozulması ve yeni bilgi edinememe, muhakeme ve yargılamanın bozulması, kompleks görevlerin yerine getirilememesi, görsel mekânsal yeteneklerin bozulması, dil fonksiyonlarında bozulma, kiÅŸilik davranış deÄŸiÅŸiklikleri hekimin sorguladığı ve deÄŸerlendirdiÄŸi alanlardır.
Tanıda hastadan ve yakınlarından alınan iyi bir öykü, nöropsikolojik testler, genel ve özel biyokimyasal incelemeler (serum ve beyin omurilik sıvısında ), EEG, radyolojik inceleme (BT, MRG, PET(Pozitron emisyon tomografisi), fonksiyonel görüntüleme teknikleri) önemlidir.
Tedavi yaklaşımları farmakolojik tedavi, farmakolojik olmayan tedavi yöntemleri ve semptomatik tedaviyi içerir. Sosyal ve aile desteÄŸi çok önemlidir.
Parkinson Hastalığı
Parkinson hastalığı, beyindeki nöronların fonksiyon bozukluÄŸu sonucu ortaya çıkan kiÅŸinin yaÅŸam kalitesini etkileyen hareket bozukluÄŸuna yol açan kronik ve ilerleyici bir nörolojik hastalıktır. Beynimizde hareket ve koordinasyonumuzu kontrol eden bölümlerin iletiÅŸiminde önemli olan kimyasal madde dopaminin nöron hasarına baÄŸlı üretiminde bozukluk mevcuttur. Beyindeki dopamin miktarı Parkinson'un ilerlemesiyle azalır ve hastaların hareketi baÅŸlatması ve hareketi kontrol etme mekanizması bozulur.
Parkinson baÅŸlangıçta çoÄŸu zaman tek taraflı bir elde istirahatte ortaya çıkan titreme(tremor) veya yüz mimiklerinde azalma veya kayıp ile baÅŸlar. Zamanla tremor diÄŸer kola veya bacaklara yayılabilir. Belirti ve bulgular kiÅŸiden kiÅŸiye deÄŸiÅŸmesine karşın el kol bacak ve çenede titreme, kol bacak boyun ve gövdede kas katılığı, yüz mimiklerinde azalma, hareketlerde yavaÅŸlama, postüral stabilizasyonunun bozulması, öne eÄŸilme, denge ve koordinasyonun bozulması motor belirtilerdir. Uyku bozuklukları, yutma güçlüÄŸü, kabızlık, depresyon, kronik aÄŸrı, demans eÅŸlik edebilir.
Parkinson hastalığı kronik bir hastalıktır. Hastalık bulgu ve belirtilerini kontrol altına almak için kullanılan dopamin kimyasal maddesini arttıran ilaçlar titremeyi azaltmayı, hareket kontrolünü saÄŸlamayı veya iyileÅŸtirmeyi hedefler. YaÅŸam tarzı deÄŸiÅŸiklikleri ve fizik tedavi de semptomların kontrol altına alınmasında yardımcıdır. Zaman geçtikçe, bu ilaçların etkileri azalabilir veya ek istenmeyen motor yakınmalar ortaya çıkar. Bu aÅŸamada ilaçların yeniden düzenlenmesi, derin beyin stimülasyonu veya baÅŸka bir cerrahi yöntem seçenek olabilir.
İnme-Felç Beyin Damar Hastalıkları
İnme (felç) beynin bir alanının beyin damarlarında tıkanma veya beyin kanaması nedeniyle ani olarak iÅŸlevini yitirmesi sonucu meydana gelen acil nörolojik durumdur.
Beynin beslenmesini sağlayan damarlarda tıkanma (iskemik) veya beyin damarlarının duvarlarında yırtılma sonucu beyin kanaması (hemorajik) sonucu meydana gelir.
İskemik İnmede; beyin damarlarında tıkanma sonrasında kan beslenmesinin durduÄŸu veya önemli ölçüde azaldığı zaman beyin hücreleri oksijen ve besinden yoksun kalarak ölmeye baÅŸlar. 24 saatten uzun süren yoÄŸun bakım takibi gerektirebilen, hayati riski olan acil müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Beynin bölgesel alanında nörolojik bozukluk 24 saatten kısa sürerse geçici iskemik atak (GİA) olarak tanımlanır. İskemik inme tüm inmelerin yaklaşık % 85'ini oluÅŸturur. Beyni sulayan beyin damarları karotis ve vertebral arterler olmak üzere a ana arter sisteminden oluÅŸur. Beyin damarlarındaki tıkanma; uzak bir damar pıhtısının damar boyunca hareket ederek dar bir beyin arterine ulaÅŸması sonucu (kalp veya baÅŸka bir uzak arter-atar damardan ) olursa embolik inme adını alır. Oksijenden zengin kan akımı saÄŸlayan damarlardan birinin kendi lümeninde (cidarı) kan pıhtısı ya da tıkanıklığı oluÅŸtuÄŸunda ortaya çıkarsa trombotik inmeden söz edilir. Beyin bölgesinin yetersiz kanlanması bazen ani tansiyon düÅŸüklüÄŸüne baÄŸlı olabilir ve “border zone” infarktlar, beynin beslenmememe bölgeleri oluÅŸabilir.
Hemorajik İnme; genellikle damar duvarlarının kontrolsüz yüksek tansiyon eÅŸliÄŸinde zayıf noktalarından yırtılması sonucu beyin içinde kanama oluÅŸması sonucu ortaya çıkar. Beynin orta hat derin bölgelerinde orta çaptaki arterler etkilenir. Hipertansiyon damar duvarını etkileyen ve zayıflatan en önemli nedenlerdendir. DiÄŸer nedenler travma, anevrizma(damar duvarında balonlaÅŸma) kanama bozuklukları, damar iltihapları (vaskülit), kan sulandırıcı kontrolsüz kullanımı, madde kullanımı (kokain, amfetamin türevleri), serebral amiloid anjiopati sayılabilir.
İnmede zaman beyindir. Yakınmalar oluÅŸur oluÅŸmaz saatler içinde 3. Basamak hastanelerin acil servis birimlerine baÅŸvurmak acil tedavi yaklaşımı açısından önemlidir. Erken müdahale ile hem yaÅŸam kurtarmak hem de beyin hasarı ve olası inme sonrası komplikasyonları en aza indirmek mümkün olabilir. Ani baÅŸlayan dakikalar saatler içinde ilerleyen bir tarafta kol ve bacakta uyuÅŸma güçsüzlük, dengesizlik, yürüme güçlüÄŸü, konuÅŸma bozukluÄŸu, konuÅŸamama, konuÅŸulanları anlamama, çift görme, yüz felci, yüzde uyuÅŸma, yutma güçlüÄŸü inme belirtilerindendir. Åžiddetli baÅŸ aÄŸrısı ve bulantı-kusma ve ağır durumlarda bilinç bulanıklığı, koma görülebilir. Akut dönem tedavi yaklaşımı ardından nedene yönelik araÅŸtırma, koruyucu tedavi ve rehabilitasyon tedavi prensipleridir.